8/5/2008 · Kategori: zaman zaman

neden bu kadar karamsar günler başaldı

bir boşluk

bir boşlamışlık

daha önce hiç bölyle duygular tatmamıştım

yoksa bende mi hayata yeniliyorum?

hayatı anladığın ölçüde mutlusundur

ve anlamadığın ölçüde mutsuzsundur

fırtına öncesi sessizlik kadar ıssız

ve yağmurlu bir havanın hemen belirtisi

sıkıntılı ruh var üzerimde sanki...

____yanlızlık?

hep böyleydim ben

böyle olmayı seviyordum

_______

kendi kendime sormaya başlıyorum

kimseyle bölüşmek istemediğim yanlızlığıma ortak mı arıyorum?

HAYIR!

HAYIR!

demeye başlıyorum kendime

büyük harflerle

kendimin bile duyabileceği sesle...

ama ne

ne yapmalıyımda

bu halden kurtulmalıyım...

neden-sonuç tezatı içinde ortak bir yer bulmaya çalışıyorum...

ama olmuyor

neden kendimi karanlık dehlizlerde gizlemiş...

sonuç ise kayıp bir isim gibi mechullerde

______

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

8/5/2008 · Kategori: zaman zaman

kucaklayabildiğin kadarı senindir

hayata tutunmak için,

yarına umutla bakmak için ve yarım bıraktıklarını tamamlamak için

dünyanın hamuru onunla yoğrulmuştur

ruhtan sonra insana bahşedilen ikinci duygudur

ve merhametin mayasıdır bir anlamda

kucaklayabildiğin kadarı senindir

herkese yeter

azlığında çok şey kaybedilir

güneş dağların ardına çekilir

gül bahçeleri solgunluğa terkedilir

toprak çatlar

ırmaklar kurur

kucaklayabildiğin kadarı senindir

çokluğu kimseye sıkıntı vermez

hayal ettiğin

sahip olduğun herşeyden farklıdır

paylaşıldıkça çoğalır

çoğaldıkça herkese yansır

kucaklayabildiğin kadar senindir

aç kollarını

ne kadar açabiliyorsan

ama gönlününüde aç

tıpkı bir çocuğun

"anneni ne kadar seviyosun?" sorusuna

"_kocaman

  işte buakadr"

 

demesi gibi

aslında açtığı kolları değil yüreğidir

hadi sende aç kollarını

unutma

kucaklayabildiğin kadar senindir"

 

.................................................................mhmtrl

 

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

8/5/2008 · Kategori: yazilarim

 


Bu sabah şafak sensizliği ile başladım. her sabah ilk ışığın düştüğü duvardaki saat yine tam 5:03 te ışıkla buluştu. bunca sene hep böyle olmuştu hiç bıkmadan usanmadan  ilk o noktaya çarpardı. Bir buluşma ve her gün için verilen bir söz gibi. Ben de dünden arta kala kendiliğimde hislerimle yoğruluyorum. bir yanda acılar ve hüzün öbür yanda yarınlara gebe mutluluklar bu ikilemde güneş merhaba derken yeryüzüne ben güne böyle başlarım. bazen düşünürüm kendimce neden bu kadar hissi yönüm ağır basıyor diye.oysa ben tüm savaşlarımı tek başıma ve içimde verirdim.kimsenin bundan haberi olmazdı.neşeyi de hüznü de kendi içimde yaşardım.bedenim ayakta dururken içimde kopan fırtınalardan kimsenin haberi olmazdı. Yine yalnız olarak hissiz uyuduğum karanlıktan uyanıyorum.kısa bir durgunluktan sonra tüm geçmişi yüklenerek ilk adımımı atıyorum yatağımdan ve beklediğim mutluluğa bir adım daha yaklaşıyorum yada bugünü de hüzne yükleyip yarına daha yorgun uyanıyorum…

                                                                                                   ....................................mhmtrl

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

8/5/2008 · Kategori: yazilarim

 



her sabah gün ışığına hasret uyanmak ve geçmiş gecenin ardındaki düşlerde hayata tutunmaya çalışmak.en güzel hayalleri düne taşımak ve bugünde hayalini kurduğum geleceğe bir soluk daha yaklaşmak.en derinden bir meltem eserken bahar kokan haliyle ben yine özlemi yaşayacağım dünde kalmış kalbimle.yüreğimdekiler hep aynıdır dündede bugündede yarın içinde ksaca her daim aynılarda dönerim zaman kavramı artık yok herşey aynı her an bir öncekini aynı ve yaşamaya bir an kadar yakınken sadece özlemekle yetiniyorum.her sabah günaydın diyemiyorum ve bu kadar isterken sana selam yollamak ben yinede içimde hislerimi boğuyorum...

                                                                                                                                   .....................mhmtrl

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

8/5/2008 · Kategori: siirlerim

git şimdi
yavaş yavaş
süzülerek en derin yaralardan
sığ sulardan
ve yanlızlığa terkedilmiş benliğimden
usulca akıp git
rengini,nefesini
içimdeki seni
sana ait olan herşeyi
alıpta öyle git
önce zihnimden
sonra düşümden
sonra düşüncelerimden
kullandığım alfabede sana ait olan harfleri alıpta git
kaybol unutmaya çalıştığım dünümde
geçen seneki yaz yağmuru gibi
çocukluğuma ait eski bir anı gibi
dünde kalmış bir hiç olarak git
senin varlığın hiçliğe özlemi doğurdu
nefes aldığın hergün bir yara oldu
git kendini daha fazla nefret ettirmden
öldüğün yarınlarda git
yada kaybulduğun takvim yaprağına doğru
bir rüzgar uğultusuyla git
kaf dağının ardına
hayatın ölüme yakın son durağına
sıla'nın hüznü yaşayan toprağına
ölümün koktuğu hayatın kuruduğu anlara
git
git daha fazla ölmeden içimde
sana ait olan herşeyi toprağa gömdüm
yeşermeyen bir mevsimde
suya hasret bir nefret ektim
hergün ona bakıp
içimdeki seni tekrar soldurdum
git hadi
sonbahar yaprağı dalında salınıyor bak
oda şimdi düşüp elveda diyecek
git hadi
elveda demeden içimde
öldürdüğüm dünde kal
yada
yaşatmadığım yarına git
git
....
 
.............................mhmtrl

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »